30 Kasım 2016 Çarşamba

FYODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ

                      Yeraltından Notlar

Ateşli sözlerimle kandırıp Yanlış yolun karanlığından Düşmüş ruhunu kurtartığım zaman Derin bir azap duyarak Seni saran ayıbı Pişmanlık içinde lanetlendin Unutkan Vicdanını anılarınla cezalandırmak için Benden önce olanları Tek tek bana anlatırken Birden bire yüzünü ellerinle kapadın Ruhundaki isyan sonunda Utançla dehşetle sarsılarak Gözyaşlarına boğuldun.

29 Kasım 2016 Salı

28 Kasım 2016 Pazartesi

Gölgem

Hep Ayrılıklar Aynı Yalnız Kişiler Başka!Gölgem



baharı bekledim yaz geldi geçti gurbet ellerde güz geldi geçti derdimin üstünde yüz geldi geçti hep seni bekledim boşu boşuna aksamı geç saydım sabahı erken ağardı saçlarım yıllar geçerken hele bir gün daha tükensin derken hep seni bekledim boşu boşuna her şeye aldanıp boynumu büktüm boşyere ağlayıp göz yaşı döktüm farkında olmadan ansızın çöktüm boşu boşuna.

Gölgem

Hep Ayrılıklar Aynı Yalnız Kişiler Başka!Gölgem



Hazana ermeden baharı ömrüm bir Muhabbet name yaz bana gönder Hicrine yanmıştır dayanmaz gönlüm sitemli sözleri yaz bana gönder Ben aşığim ey peri ruhsar muhabbet sırrına ermesin yazlar sakla Mektubunuda  yaz bana gönder sitemli sözleri   yaz bana gönder Hicrinle yannmştır dayanmaz gönlün hasreti ateşi az bana gönder şu Bana ettiğin cevrile nazı hep sana yaptığım  arzu niyazı hatrına Gelince yaz bazı bazı ağla göz yasını yaz bana gönder.

27 Kasım 2016 Pazar

Gölgem




Şimdi yanlızım yine sensiz bir akşamda sense kimbilir nerdesin kiminlesin umudum yüreğim  seni arıyor bu akşam oturup senle iki kadeh rakı içmek konuşurken senle dalıp hayallere uzaklara birlikte bakarak öylece uyanmak vardı düşlerinde... 

25 Kasım 2016 Cuma

AZİZ NESİN


                          DAMDA DELİ VAR



Bütün mahalle ayağa kalktı
Damda deli var Sokak bir baştan bir başa  deliyi seyre gelenlerle dolmuştu.Önce karakoldan sonra Müdüriyetten araba ile polisler geldi. Arkadan itfaiye
yetişti. Delinin annesi . Yavrum oğlum in aşağı . Hadi çocuğum diye yalvarıyorduDeli  Muhtar yapmazsanız  kendimi aşağı atarım diyordu.
itfaiye erleri  deli aşağı atlarsa tutabilmek için branda bezini açtılar. Dokuz itfaiyeci  uçlarından tuttukları branda bezini apartımamn çevresinde dolaştırmaktan ter içinde kalmışlardı .Komiser Rica ederim  in kardeşim aşağı diye yarı korkutmak istercesine yarı dayumuşak bir sesle deliyi kandırmaya çalışıyordu  Muhtar yapın ineyim. Yoksa kendimi aşağı atarım. Yalvarmak  yakarmak korkutmak hiçbiri para etmedi. Kardeşim yahu in be aşağı Şunlara bak .Beni aşağı indireceğinize siz yukarı çıksanıza.
Kalabalıktan biri Muhtar yaptık diyelim dedi. Başka biri Olmaz yahu dedi  deliden muhtar olur mu hiç. Sahiden muhtar yapacak değiliz ya. Bastonuna dayanmış bir ihtiyar Olmaz dedi  sahiden de  şakadan da yapsanız olmaz. Belki iner inmez.  Ben bunları bilirim. Bir kere yukarı çıktılar mı  artık inmezler.Hele bir kere aşağı insin  kolay inmez Aşağıdan birisi  Seni muhtar yaptık  diye bağırdı  haydi in aşağı  Deli oynamaya başladı inmem Şehir Meclisine üye yapmazsanız kendimi aşağı atarım.ihtiyar etrafındakilere  Nasıldedi  ben size demedim mi  istediğini yapalım.
Ne yapsanız inmez insan bir kere dama çıkacak kadar delirdimi      mi  artık  aşağı inmez.
Komiser Yaptık dedi  seni Şehir Meclisine üye yaptık. Hadi kardeşim in aşağı da
arkadaşlarını bekletme. İnmem  Belediye Başkanı yapın ineyim! ihtiyar
Gördünüz mü dedi vaktiyle gerekti. Şimdi hiç inmez.Ter içinde kalan itfaiye komutanı 
Yani belediye başkanı yapsak ne olur  dedi yapalım. Sonra iki elini ağzına boru yapıp yukarı seslendi  în kardeşim. Seni belediye başkanı yaptık  in de vazifene başla.
Deli göbek atarak, inmem, dedi  bir deliyi belediye başkanı yapanların arasında benim ne işim var  inmem.  Peki ne istiyorsun. Bakan yaparsanız inerim . Aşağıdakiler kısa bir tartışmadan sonra
Pekiy  dediler seni Bakan da yaptık Haydi artık in aşağı in Bak herkes seni bekliyor.
Deli, elini burnuna götürüp nanik yaptı  inmem  Bir deliyi bakan yapanların arasına iner miyim beni.
Haydi kardeşim seni bakan da yaptık  öbür bakanlar seni bekliyor. Haydi in
Yağma mı var  ineyim de beni tımarhaneye kapatın  inmem ihtiyar adam
Boşuna uğraşmayın inmez  dedi  Ben bu delileri gayet iyi bilirim. Sizi de
bakan yapsınlar  siz de inmek istemezsiniz. Deli barbar bağırıyordu
Başbakan yapmazsanız  karışmam  kendimi aşağı atarım. Yaptık  diye bağırdılar seni Başbakan yaptık ihtiyar adam  İnmez  dedi. Deli tekrar oynamağa başladı. Sonra da
Kral yapın  ineyim dedi  kral yapmazsanız kendimi aşağı atarım. İhtiyarın dedikleri doğru çıkıyordu Ona danıştılar  Ne dersiniz Kral yapalım mı  İhtiyar.
İş  işten geçti  dedi  artık ne derse yapmak zorundasınız. Bir kere nasıl olsa başbakan oldu.
Seni kral yaptık birader diye bağırdılar  haydi bakalım, artık in. Damda göbek atan deli
İnmem  dedi. Ne istiyorsun Kral da yaptık işte  Yaaa  İnmem İmparator yapın ineyim  yoksa kendimi aşağı atarım . İhtiyar  Atar dedi.Yaptık! diye bağırdılar. Seni imparator yaptık. Haydi gel aşağı. Deli  Sizin gibi sersemlerin arasında benim gibi imparatorun ne işi var  dedi.
Peki, ne istiyorsun Söyle de onu yapalım. İn be kardeşim. Damdaki deli  Ben imparator muyum  diye sordu. Aşağıdan bağırdılar   İmparatorsun Mademki imparatorum  canım isterse inerim  istemezse inmem. İnmiyorum  işte Komiser kızdı.
Atlarsa atlasın be Bir deli eksik olur dünya.

24 Kasım 2016 Perşembe

VİCTOR HUGO

                                                       



(D. 26 Şubat 1802, Besançon - Ö. 22 Mayıs 1885, Paris, Fransa)

Romantik gerçekçiliğin en önemli yazarlarından biri sayılan romancı, oyun yazarı ve şair.
Babası, Napoleon'un ordusunda generaldi. Babasının imparatorluk ordusuyla birlikte ülkeden ülkeye dolaşması ve annesiyle babası arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden çocukluğu düzensizlikler içinde geçti. 1821'de annesi öldü. Bir yıl sonra'âşk mektupları yazdığı çocukluk arkadaşı Adele Fouc-her ile evlendi. Aynı yıl, ilk şiir kitabı olan Odes et poesies diverses'i (Odlar ve Çeşitli Şiirler) yayımlandı. Ardından ilk romanı Han d'Islande (İzlanda Hanı) çıktı. 1827'de manzum oyunu Cmrmvell büyük bir ilgiyle karşılandı ve tanınmasını sağladı. Aşkla arınan bir fahişeyi ele alan Marion de Lome (1829) adlı oyunu sansür tarafından yasaklanınca liberal eğilimleri güçlendi. Bu yasaklamaya hemen Hernani (1830) adlı oyunu yazarak karşılık verdi. Nötre Da-me de Paris (Nötre Dame'ın Kamburu; 1831) ile ününü daha da artırdı. Roman, başdiyakoz Frollo ve asker Phoebus'un kişiliklerinde, kambur Quasimo-do ile Çingene Esmeralda'yı mutsuzluğa boğan toplumu
lanetliyordu. Bir önceki romanı Le Dernier Jo-ur d'un condamne de (Bir İdam Mahkûmunun Son Günü; 1829) ölüm cezasına karşı çıkışın bir ürünüdür. Hugo aynı konuyu Claude Gueux (1834) adlı kitabında yeniden ele aldı. Temmuz Monarşisi sırasında dört şiir kitabı yayımlandı: Les Feuilles d'autom-ne (Sonbahar Yapraklan; 1831), Les Chants du cre-puscule (Şafak Türküleri; 1835), Les Vovc interieures -9-
I
(Gönülden Sesler; 1837), Les Rayons et les ornbres (Işınlar ve Gölgeler; 1840). 1856'da Les Contemplati-ons (Düşünceler) adlı kitabındaki şiirlerinde kızını kaybetmenin verdiği derin acıyı ele aldı. 1851'de III. Napoleon iktidara gelince Hugo için 4 Eylül 1870'e kadar sürecek olan bir sürgün hayatı başladı. Eserlerinin büyük bölümünü sürgün döneminde yazdı. Les Châtiments (Azaplar; 1853) adlı kitabı, Fransız dilinde yazılmış en güçlü yergili şiirleri içermektedir. 1854-60 arasında yazdığı La Fin de Satan (Ölümünden Sonra [Ö.S.] Şeytanın Sonu; 1886), Dieu Ö.S. Tanrı; 1891), La Leğende des Siecles'ı (Yüzyılların Efsanesi; 1859) ile şiir alanındaki çalışmalarını sürdürdü. 1862'de yayımlanan ve başyapıtı kabul edilen Les Miserables (Sefiller) ile büyük bir başarı kazandı ve roman çeşitli dillere çevrildi. Hugo'nun Fransa dışında da tanınmasını sağlayan Sefiller, Paris halkının destanı olarak kabul edilmektedir. Hugo sürgünden döndükten kısa bir süre sonra 1871'de Paris Komünü kuruldu. Komünün bastırılmasına karşı çıkan Hugo kısa bir süre sonra yeniden sürgüne gitti. 1874'te Çuatrevingt-treize (1793 Devrimi) yayımlandı. 1885'te ölen Hugo'nun cenazesi ulusal törenle kaldırıldı ve Pantheon'a gömüldü.
Diğer Önemli Eserleri
Şiirleri: Nouveües Odes (Yeni Odlar; 1824), Odes et baüades (Odlar ve Baladlar, 1826; genişletilmiş baskı,' 1828), Les Orientales (Doğulular; 1829), Les Chansons des rues et des bois (Sokak ve Orman Sarkılan; 1865), L'Art d'etre grand-pere (Büyük Baba Olma Sanatı; 1877), Les Quatre Vents de L'esprit (Usun Dört Rüzgârı; 1881), Toute la lyre (Ö.S. 1888, 2 dizi; 1893, 1 dizi; Bütün Lir), Les An-nees fimestes, 1852-1870 (Ö.S. Uğursuz Yıllar: 1852-1870; 1898) Roman: Bug-Jargal (1826), Les Travaiüeurs de la mer (Deniz İşçileri; 1866), L'Hom-tjıe qui rit (Gülen Adam; 1869). Manzum oyun: Le
-10-
Roi s'amuse (Kral Eğleniyor; 1832), Ruy Blas (1838), Les Burgraves (Derebeyler; 1843). Düzyazı oyun: Amy Robsart (1828), Lucrece Borgia (1833), Marie Tudor (1833) Angelo, tyran de Padoue (Pado-va Tiranı Angelo; 1835), Theâtre en liberte (Ö.S. Özgürlükte Tiyatro; 1886). Eleştiri yazısı: Litterature et philosophie melees (Karışık Edebiyat ve Felsefe; 1834), Wiüiam Shakespeare (1864). Siyasal yazı: Napoleon le peüt (1852; Küçük Napoleon), Histoire d'un erime (Bir Suç Öyküsü; 1877), Actes etparoles (4 Dizi; Eylemler ve Sözler), Avant L'exü (1841-51,
1. dizi; Sürgünden Önce), Pendant L'exil (1852-70,
2. dizi; Sürgün Boyunca), Depuis L'exüe (1870-85,
3. ve 4. dizi; Sürgünden Bu Yana). Gezi: Le Rhin (Ren; 1842), Alpes etPyrenees (Ö.S. Alpler ve Pire-neler; 1890), La France et la Belgique (Ö.S. Fransa ve Belçika; 1894), Choses vues (Ö.S. 1887-99, 2 cilt; Görülen Şeyler).
-11-
ÖNSÖZ
Ansiklopedik bilgilerden çıkardığımız kadarıyla Victor Hugo bir edebiyat uğraşının büyük bir kısmını romandan çok şiirlere ve sahne oyunlarına ayırmıştır. Üç kalın şiir kitabı yayımladıktan sonra yeniden düzyazıya dönerek yarım bıraktığı Sefiüefi tamamlamıştır. Sefiller yayımlandıktan kısa bir süre sonra Hugo'yu sadece Fransa içinde değil, yapılan çevirileriyle ülke dışında da hızla büyük bir üne kavuşturmuştur. Romanın konusu Paris'in yeraltı dünyasında geçmekte ve bir dedektif öyküsüne dayanmaktadır; roman aynı zamanda Paris halkının direnişini anlatan bir destandır. Bu sıkıştırılmış ansiklopedik bilgiler, bu ciltlere sığmayan romanın temelinde bir polisiye öykü yattığını, ama bir tür destan özelliği de taşıdığını söylüyor. Ayrıca onun "romantizmin en güçlü beyni" olarak nitelendiğini de öğreniyoruz.
İran asıllı bir doktor arkadaşım, başrolünü ünlü Fransız aktörü Jean Gabin'in oynadığı Sefiller filmini seyretmiş, ama adını bir türlü hatırlayamadığı ya da kendi kafasında bir tür kültürel çeviri yaptığı için, "ben çok acıklı bir film seyrettim" diye tutturmuştu. Sorunca da "Yazıklar" deyip duruyordu. "Yazıklar, Yazıklar." Sonunda Sefillefi kastettiğini anladık. Bu kavram, romanın özgün adına pek de uzak olmayan klasik Türkçe çeviri adı ile birleşince, bizi aslında biraz farklı bir boyuta taşıyor. "Les Miserables", muhtemel ki kendi kültürel coğrafyasında özgün çağrışımlar da yapıyor. "Sefil" (sefaletten), bizim dilimizde "yoksul" anlamına geldiği gibi, "her şeyi yapabilecek, kendisinden her türlü
-13-
kötülük beklenebilecek" kimse anlamını da içeriyor. "Sefil bir hayat" yokluk içindeki bir hayatsa, "yazıklar" da, tam da bu hayata yönelik duyguyu içermekle kalmıyor, bir "merhamet" duruşu, bir üzüntü duyma halini de ifade ediyor. Ancak kavramın neresinden tutup çekersek çekelim, kitabın adı, "sosyal" bir olay ile karşı karşıya bulunduğumuzu düşündürmeye yetiyor. Öyleyse, Sefiller'e girerken, haklı bir soru da bu ad çağrışımıyla birlikte karşımıza çıkıyor: Bu roman toplumsal sorunları işleyen, "gerçekçi" bir roman mıdır?

Öne Çıkan Yayın

İVAN TURGANYEV

                                                                   TURGANYEV                                                              ...